| GOLA KESKE ZİYARET EVİ’NİN AÇILIŞI 26.EYLÜL.2009 TARİHİNDE YAPILDI
Açılış Programı Şu Şekilde Gerçekleştirilmiştir 1 – Davetlilerin davul zurna eşliğinde karşılanması, 2 – Kurbanların kesilmesi, 3 – Müzik Dinletisi, 4 – Dernek Başkanı Hakkı BİNGÖL’ün konuşması, 5 – Teşekkür plaketlerinin verilmesi, 6 – Semah, 7 – Ziyaret Evi’nin açılışı, 8 – Ziyaret Evi’ni ziyaret, 9 – Yemek, 10 – Müzik Dinletisi, 11 – Kapanış. GOLA KESKE ZİYARET EVİ AÇILIŞINDA DERNEK BAŞKANI HAKKI BİNGÖL’ÜNYAPTIĞI KONUŞMA Sayın Kaymakamım, Sayın Belediye Başkanım
Sayın protokol misafirleri, sayın misafirler ve değerli Gülük köylüleri;
Şu anda burada; yüzyıllardır ziyaret olarak bilinen, atalarımız ve dedelerimizce kutsiyet verildiği için çeşitli şekillerde sürekli olarak ziyaret edilen ve üzerinde adaklar ve kurbanlar kesilerek geleneklerimize uygun ibadetler yapılan Gola Keske (Yeşil Göl) Ziyaret Evi’nin açılışı nedeniyle toplanmış bulunuyoruz. Öncelikle buraya kadar gelerek ziyaret evimizin açılış törenini onurlandırdığınız için Gülükler Köyü halkı ve derneğim adına hepinize hoş geldiniz diyor, saygılar sunuyorum. Ziyaretler; genellikle türbe veya yatır şeklinde isimlendirilir ve çok önemli ermiş kişilerin geçtikleri, konakladıkları yerler ile bu kişilerin mezarları ya da nur düştüğüne veya kerameti olduğuna inanılan yerlere yapılır. Buranın Hızır Ziyareti olarak kabul edilmesinin nedeninin; Hızır Aleyhisselam’ın beyaz atıyla burada görünerek insanlara yardım ettiği olduğu rivayet edilir. Hızır’ın kim ve nasıl bir varlık olduğunu, Hızır inancının neyi ifade ettiğini ve Hızır inancının tarihsel ve sosyolojik gelişimini açıklamamızda yarar var sanıyorum.
Hızır’ın temel özelliği Ab-ı Hayat (hayat suyu) içerek ölümsüzlük mertebesine ulaşan bir ermiş olmasıdır. Hızır; darda kalanların, başı sıkışanların yardımına koşan, insanlara iyilik, bereket ve bolluk getirdiğine inanılan aksakallı, nur yüzlü ölümsüz bir nebi veya veli olarak betimlenir. O’nun; iyileri ödüllendirip, bereket ve bolluğa kavuşturduğuna ve kötüleri cezalandırdığına inanılır. İnsan – Tanrı - Doğa sevgisine ve bütünlüğüne dayanan Hızır inancında; İslam gizemciliği ve Ali Kültü, Ehli Beyt sevgi ve saygısıyla birlikte eski Anadolu ve Asya medeniyetleri, İran-Hint inançları, eski Bizans ve Hristiyanlık gibi farklı inanç ve kültürlerin izlerine ve güzelliklerine rastlamak mümkündür.
Hızır, Hıdırellez veya ziyaret inancı sadece islamla, Anadolu veya Alevilikle özdeşleşen bir inanç değil, bir çok dini inançta ve coğrafyada ifadesini bulan çok geniş bir inançtır. Hızır inanışının önce Mezopotamya’da ortaya çıktığı, buradan Yahudi geleneklerine ve inancına geçtiği, oradan da gerek hıristiyan, gerekse Müslüman inancına geçerek önemli oranda yayıldığı görülmektedir. İnsanoğlunun ölüm karşısındaki çaresizliğinin ve arayışının bir sembolü olan Hızır; aynı zamanda Ortadoğu mitolojisinin de temel unsurlarından biridir. İnanç alanında oluşturulan bu Hızır olgusunun; günümüzde sadece Ortadoğuda değil, Asya’dan Avrupa’ya ve hatta Afrika’ya kadar çok geniş coğrafyalarda yaşayan halklar arasında halen çok canlı ve güçlü şekilde sürdürüldüğünü görmekteyiz. Halen yaşadığımız ve yüzyıllar boyunca göçlerle gelinen bu topraklarda hüküm sürmüş uygarlıklardan günümüze kadar bizlere ulaşan geleneklerimizin en yaygını ve etkilisi olan Hıdırellez, çoğumuzca bilindiği üzere Hızır ile İlyas isimlerinin bir arada ifade edilmesidir. Halkımız arasında da Hızır İlyas orucu yaygın olarak tutulmakta, kurbanları kesilmekte ve geleneklerimize uygun ibadetleri yapılmaktadır. Hızır inancı ve kültürü Anadolu’ya o şekilde kazılmıştır ki, neredeyse Anadolu’nun her noktasında ve hatta ilçemizde de Hızır’a ait bir ziyarete rastlamak mümkündür. İşte bunlardan biri de şu anda bulunduğumuz köyümüzde ve gölümüzde bulunan, fazlaca tanınmayan ve her yıl çeşitli vesilelerle ziyaret edilerek üzerinde kurbanlar ve adaklar kesilen Gola Keske (Yeşil Göl) ziyaretidir. Bütün Anadolu’da olduğu gibi yöremizde ve halkımız arasında da Hızır; en yüce ve ulu makamın sahibi, zikir ibadetlerinin en büyük ve en kutsal ismi olarak kabul edilmiştir. Halkımız arasında birçok tören ve geleneklere vesile olan Hızır’ın; boz atıyla insanlar arasında dolaşarak darda kalanlara, başı sıkışanlara yardım ettiğine ve yol gösterdiğine, yeri ve zamanı geldiğinde onları sorguladığına veya ödüllendirdiğine, dilekleri, istekleri ve özlemleri yerine getirdiğine, hastalara şifa dağıttığına, dolaştığı bu topraklara kısmet, bolluk ve bereket getirdiğine inanılan Anadolu Kızılbaş Alevi ve Bektaşilerinin tanrı katında en önemli ruhani misyon yüklediği düşsel bir varlık olarak anlatıla gelmektedir. Dinsel bir düşünce sistemi olan Tasavvufi Düşüncenin gelişmesinde de Hızır inancının etkili olduğunu söylemek mümkündür. İslam dininin özgün bir yorumu olan Tasavvufi Düşünce; Tanrı ve evrenin ne olduğuna, evrenin niçin yaratıldığına, insanın evren içindeki konumuna ilişkin yorumlar da getirir. Tasavvufa göre evren, tanrısal güzelliğin bir yansımasıdır. Tanrının en belirgin özelliği de insandır. Temel gerçek; iyilik ve güzelliktir. Gerçek insan güzelliğe, iyiliğe, dolayısıyla da Tanrıya yönelen insandır. Anadolu’da Mevlana’lar, Yunus Emre’ler, Hacı Bayram Veli’ler, Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal’lar tarafından hızla yayılan tasavvuf düşüncesinin en önemli kaynağı hiç kuşkusuz Hızır inancıdır. Genel olarak tüm Anadolu halkları ve özellikle de Anadolu Alevileri; inançlarını ve zengin kültürel değerlerini isimlerini saydığımız bu değerli düşünce önderleri ve ozanları sayesinde koruyarak, geliştirerek ve daha güzel yönleriyle yaşatarak günümüze taşımayı başarmışlardır. Bir bütün olarak nerede olursak olalım kutsiyetine inandığımız ve kutsallık taşıdığı için günümüze kadar geldiğini bildiğimiz ve bu vesileyle sosyal ve kültürel yaşamımıza çok büyük zenginlikler katan bu gibi değerleri daha güçlü bir şekilde korumamız gerektiğine inanıyoruz. Bu değerlerimize, inancımızın olmazsa olmaz değerleri olarak bakmalı ve aynı kararlılıkla da yozlaştırılmasına izin vermeden geliştirmeli ve bizden sonraki kuşakların sahiplenmesini sağlamalıyız. Aramızda bulunan birçok kişinin bu kutsal ziyarete dilek dilemiş olduğunu ve bu dileklerinin bir şekilde gerçekleştiğini ifade ettiklerine tanıklık etmişizdir. Bu nedenle burası çok önemli bir kutsiyet taşımaktadır. Bu ziyaret; bizi geçmişe bağlayacak ve geleceğe taşıyacak en önemli manevi bağ’dır. Dünya tarihi, manevi bağları güçlü olan toplumların; sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda daha güçlü şekilde yaşamlarını devam ettirdiğine ve varlıklarını sürdürebildiklerine tanıklık etmiştir. Bu açıdan, bu ziyaret yerini ve ziyaret yerinde yapılmış olan ziyaret evimizi önemsiyoruz. Ziyaret evini yapmadaki temel düşüncemiz sadece bir takım inançsal ihtiyaçların karşılanması değildir. Bu ziyaret evini yaparken; başta köylülerimiz ve çevre halkı için burayı sosyal, kültürel, inançsal ve ekonomik anlamda bir cazibe merkezi haline getirmeyi, çeşitli nedenlerle dışarıya göç etmiş köylülerimizin köye dönüşlerini özendirmeyi ve onları buraya bağlayan tarihsel ve toplumsal anlamda bir çok değerlerinin var olduğunu ve onları korumak ve geliştirmek gerektiğini onlara hatırlatmayı amaçladık. Ayrıca; ziyaret evimizin bulunduğu göl ve hemen yanı başındaki Kalçık Gölü ile birlikte bu çevrenin iç turizmine hizmet edecek bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz. Buranın inançsal anlamda çekim merkezi olmasının yanında, coğrafik olarak ilçemiz merkezine yakın olması, doğal yaşam için aranan başta temiz hava, temiz su veya ormanlarla kaplı yemyeşil vadilere sahip olmasından dolayı bu özellikleri taşıdığını görüyoruz. Ancak öncelikle buraların ihtiyacı olan zorunlu altyapı (ulaşım ve su gibi) hizmetlerinin yerine getirilmesi, ağaçlandırma yapılması, mevcut göllerin kurumaya karşı tedbir amacıyla sulama kanallarıyla beslenmesi, özel olarak mevcut göldeki sazlıkların ıslah edilerek korumaya alınması ve mevcut doğal yapının korunması ile yasadışı avlanmaların engellenmesi büyük önem taşımaktadır. Gülükler köyü, kendisine bağlı dört mezrası ile birlikte yaşadığımız 1966 Varto depremi esnasında Varto’nun hem nüfus, hem de coğrafik olarak en büyük iki köyünden biriydi. Ancak bir takım siyasi hesaplarla önce köy halkı Varto ilçe merkezinde iç iskana tabi tutularak geçici tahta barakalara yerleştirildi ve 40 yıl süresince bu tahta barakalarda yaşamaya mahküm edildi. Arkasından hukuki alt yapı oluşturulmadan 1970 yılında köyün tüzel kişiliği kaldırıldı. Köyün tüzel kişiliği kaldırıldığında Gülükler Köyü ile Varto ilçe merkezi arasında sınır birliği yoktu. Sonraki yıllarda Kalçık ve Hoşan Köyleri (şu anki Bahçelievler ve İnönü Mahalleleri) Varto ilçe merkezine mahalle olarak bağlandıktan sonra köyümüzün de ilçe merkezi ile sınır birliği oluştu. 40 yılı aşkın bir zamandır köyümüze dönememe, kalıcı konut yapamama, dolayısıyla orada yerleşik düzende barınamama ve dolayısıyla da köy tüzel kişiliği olmadığı gerekçesiyle yol, elektrik, su gibi zorunlu devlet hizmetlerinden mahrum edilme gibi anlamsız, haksız ve acayip bir fiili durum oluşturuldu. Bugüne kadar yol, su, elektrik gibi ihtiyaçlar için defalarca ilgili kurumlara yapılan yazılı müracaatlara karşılık her seferinde “köyün tüzel kişiliği olmadığı ve belediye mücavir alanı içerisinde olunduğu” gerekçesiyle olumsuz yanıtlar alındı. Arazileri neredeyse Koğ Tepesine dayanan ve yasal statü yönünden ne köy ne de mahalle olamayan bu yer nedir? Belediyelerin belde merkezlerine dahi hizmet vermekte zorlandığı günümüz Türkiye’sinde “mücavir alan içidir, git 40 km. uzaklıktaki belediyeyle hiç ilgisi alakası olmayan dağın başındaki yerlere belediye hizmeti götür” demek ne kadar gerçekçi olabilir ki? İşte tam 40 yıldır bu trajikomik durum devam etmekte. Jeolojik yer yapısının olumsuzluğu, doğal afet veya yerleşim yerinin uygun olmaması gibi nedenlerle bir topluluk bir yerden başka bir yere nakledilerek içiskana tabii tutulduğunda, bu toplulukların gelecekleri de düşünülerek ekonomik tedbirler alınır. Ancak bizim köyümüz için böyle bir tedbir alınmamış, köylüler alınarak kilometrelerce uzaklıktaki ilçe merkezinde geçici tahta barakalara yerleştirilmiş, kendilerine de “siz toprağınızı işleyemezsiniz, üzerinde ev yapamazsınız ve orada yaşam sürdüremezsiniz” denilerek adeta kaderlerine terkedilmişlerdir.Bu fiili durumu çözmek için köylülerimizin desteğiyle ve derneğimiz vasıtasıyla bir hukuki süreç başlatmak için karar aldık ve en yakın zamanda ilgili mercilerde bunun müracaatını yapacağız. Varto’nun içme suyunun yüzde ellisi halen köyümüzden sağlanmaktadır. Ancak, bu köyün ve bağlı mezralarının içme suyu yoktur. Gördüğünüz gibi bu ziyaret yerinde de içme suyu yok ve biz bu günkü içme suyu ihtiyacımızı Varto’dan buraya bidonlarla taşımak suretiyle temin etmiş bulunuyoruz. Bu köyün arazilerinden çıkan suyu gittiği noktadan bidonla buraya taşımak zorunda kalmış olmak bizim için gerçekten çok üzücü bir durum. Ancak; sayın mülki idarecilerimizin destekleriyle bu sorunu çözebileceğimiz umudunu taşıyoruz. Bulunduğumuz bu göl ve yanı başımızdaki Kalçık Gölünden çıkan su başta Bahçelievler Mahallesi ve Kültür Mahallesi olmak üzere Varto ilçe merkezinde sulama suyu olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle başta belediyemiz olmak üzere diğer ilgili kurumların da, bu iki gölün sürekli olarak suyla dolu tutulması için özel çaba sarf etmeleri gerekir diye düşünüyoruz. Bu amaçla geçtiğimiz yıl ilçe Kaymakamımız Sayın Mehmet YILDIZ ve belediye başkanımız Sayın Demir ÇELİK’in destekleri sayesinde bu iki gölü besleyen sulama kanalı Yukarı Hotan Deresinden itibaren Eski Kalçık Yaylasına kadar yeniden açıldı. Bu iş için İlçe Kaymakamlığı 6.000,00.-TL, Belediyemiz de 3.000,00.-TL katkıda bulunmuştu. 2008 yılı içinde; Gülükler Köyünü besleyen kanal da gölden köy merkezine kadar belediyemizce ücreti ödenen paletli iş makinesi ile açılarak faaliyete sokulmuştur. Yine 2008 yılı içerisinde ilçe Kaymakamlığının katkısıyla köyümüze bağlı Dere Gülük Mezrasındaki dere üzerine büz boru döşemek suretiyle menfez yerleştirilmiştir. 2008 yılı içerisinde köyümüze yönelik yapılan bu hizmetlerle ilgili maddi ve manevi destekte bulunan ilçe Kaymakamımız Sayın Mehmet Yıldız ve Belediye Başkanımız Demir Çelik’e huzurlarınızda teşekkür ediyoruz. Ziyaret evimizin ihata duvarı ile birlikte maliyeti 18.229,00.-TL olarak gerçekleşmiştir. Toplam maliyetin 15.729,00.-TL’si bu gün itibariyle ödenmiş, halen ödenmeyen 2.500,00.-TL borcumuz bulunmaktadır. Köyümüze bağlı, ancak halen yerleşime kapalı mezralarımıza yönelik derneğimizin yaptığı bazı hizmetleri de izninizle burada kısaca belirtmek istiyorum. 1 – Kiralanan iş makinesi marifetiyle ve işçi gücüyle Sarkan Mezrasında arızalanan mevcut içme suyu boruları ve Dere Gülük sulama kanalının onarımı yapılmış ve bu iş için toplam 1.310,00.- TL derneğimizce ödenmiştir. 2 – Şu anda gördüğümüz üzere doluluk yönünden suyu yarı yarıya azalmış ve kurumakta olan Gölümüzü besleyen kanal en son 20 yıl önce açılmış ve artık işlevsiz kalmıştı. Bu kanal, kiralanan paletli iş makinesi ile Kalçık Yaylasından göle kadar yeniden açılmış ve gölümüzün önümüzdeki yaz mevsiminden itibaren beslenmesi sağlanmıştır. Bu iş için kiralanan iş makinesinin ücreti olan 4.950,00.-TL nın 2.450,00.-TL si derneğimizce ödenmiş, 2.500,00.-TL’si de İlçemiz Kaymakamlığınca karşılanmıştır. Özellikle bu konuda bizden desteğini esirgemeyen İlçe Kaymakamımız Sayın Mehmet YILDIZ’a teşekkür ediyoruz. 3 – Köyümüze bağlı Sarkan, Selçuk ve Dere Gülük Mezralarının mezarlarının çevresi demir kazıklı tellerle çevrilmiş ve bu işle ilgili malzeme, işçilik ve nakliye bedeli olarak toplam 4.860,00.- TL derneğimizce ödenmiştir. 4 – Kamer Komu mezrasındaki dere geçişi için temin edilen iki adet büzün nakliyesi, yerleştirilmesi ve iş makinesi bedeli olarak derneğimizce 1.450,00.- TL ödenmiştir. Halkımızın inançsal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak önemli bir mekan olacağına inandığımız bu ziyaret evini ve köy ve mezralarımıza yönelik yaptığımız diğer ekonomik hizmetleri gerçekleştirmiş bir sivil toplum örgütü olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz ve bu duyguları sizlerle paylaşmaktan ayrıca kıvanç duyuyoruz. Ziyaret evi ile birlikte bütün bu işlerin veya diğer sosyal amaçlı faaliyetlerimizin yürütülmesinde kullanılan maddi kaynakları dermeğimize sağlayan, parasal destekler yanında derneğimize her türlü manevi destekte bulunan ve genel anlamda güzel bir dayanışma örneği sergileyen köylülerimize hepinizin huzurunda derneğim adına tekrar teşekkür ediyor ve şükranlarımızı sunuyorum.Köyümüz için ayrı bir anlam ifade eden bu günümüzde buraya kadar zahmet ederek geldiğiniz için köylülerim ve derneğim adına tekrar hepinize hoş geldiniz diyor, saygılar sunuyorum. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. |